18 Aralık 2008 Perşembe

Ölmek , Senin olmadığın bir şehirde.

Galiba öleceğim birazdan. Bu his gerçkten hiç hoş değil.
Sevmedim.
Senden uzakta , senin olmadığın bir şehirde , senin yanında
değilken ölebilme ihtimalimi hiç sevemedim.

Oysa ne güzel olurdu , şimdi üşüyen bedenim , bir gece vakti , senin kollarında ,
titreyen ellerim senin teninin sıcağında ısınmaya çabalarken , senin
kokunu derinlerime hapsederken ölebilseydim sıcak bir eylül gecesinde.
Yağan yağmuru , kendi göz yaşlarımızla karıştırıp , toprak kokusuna birazda
bizim kokumuzu karıştırabilseydik. Son gecemizde öpseydim yine deli gibi
dudaklarını. Dokunsaydım gül kurusu rengi dudaklarına son birkez. Aşkla , korkuyla ,
özlemle ve sevgilerin en büyüğüyle.

Oysa şimdi ölüyorum izbe köşesinde yatağımın , kokundan , teninden ve gözlerinden ,
birkaç koca şehir uzakta. Sıcak eylül gecesinde değil , soğuk bir aralığın , sabahında.
Güneş daha doğmadan..


19 Aralığının en soğuk ve en zor sabahı. saat 7 ye gelmeden. güneş doğmadan hemen önncesi.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder