Tahtadan yapılmıs bir sandıkta tasıyorlar beni toprağa.. Kendimi hiç bu kadar aciz hissetmemistim hayata karsı. uyurken bile! böyle olmamalıydı. çok hızlı ölmeliydim. ben bile anlamadan.. hissettirmeden kendime bile. uyusmus gibiyim burada. ilk defa hareket etmek istiyorum. çıkarın beni bu hayattan!
baktığım ayna beni yıllar öncesinde bir sabaha hapsediyor. yine bir eylül sabahı.. yorgunum. gözlerim sis.
ilerleyen saatlerde yalnızlığıma denk düsüyor kelimeler. içimde asırlardır varmıs gibi alıstığım bosluğun hüzün dolu yerlerinde , en derinimde hissettiğim yokluk gözlerimden yüzüme akarken , ellerimde kimsesizliğin soğukluğu , dudaklarımda sensizliğin verdiği acı bir gülüs belirginlesmeye basladı.
iyi değilim! Hva soğuk değil ama ben yalnızlığımdan olsa gerek hatırı sayılır derecede üsüyorum. sarılabilirmiyim? acaba sarılabilirmiydim?
arasam simdi ne der? yada ben ne diyebilirim ki?
' Selam , nasılsın? hmm anladım. Ben? Ben bok gibiyim.. Günlerdir uyumadım.. Gözümü kapattığım her saniye seni görüyorum. Kitap okusam aklıma giriyorsun , müzik dinlesem aklıma giriyorsun. televizyondaki sacmalıklara dalsam , içinden hep sen çıkıyorsun. nasıl yaparım? unutmanın adı bile böyle acıtırken beni , ben nasıl unuturum seni? Dur! kapatma nolur! '
Cok ağır bu. Bunları diyemem. buna hakkım yok.. özür dilerim. sana yalan söyledim.. aslında hiç iyi değilim. gitmedim okula , yemedim hiçbirsey. okumadım , dinlemedim. uyumadım. gerçek bu. özür dilerim..
günlerdir nasıl olduda aramadım , haykırmadım yüzüne onu unutamayacağımı , unutmayacağımı? onu ne kadar sevdiğimi. istediğimi. kendimi tanıyamıyorum. söz vermeseydim yakardım simdi bir sigara , hapsederdim kendimi nikotinine. damarlarımdan geçen nikotin , önüne katar alırdı onu benden.. belkide uyumalıyım.. günlerce. aylarca uyumalıyım. bir daha uyanmamalıyım belkide. baska türlü aklımdan nasıl çıkar ki? ulan , odanın içinde baktığım her yerde ne isi var onun? kim getirdi. kim koydu her yere? peki nerde? yalnızca duvarlardamı görebilirim onu? Araz'ım dediğimde neden duymaz? ulan , nefesinin sıcağında ısınamayacaksam neden hep duyuyorum nefes alıp-verisini? bu kadar cok ben olmasına ne gerek vardı? birazda ben ona benzeseydim? ne değisirdi? gitmezmiydi ki öyle olsa? bitmezmiydi ben değisebilseydim? tutabilseydim elini , dokunabilseydim yüzüne , öpseydim hayallerimizdeki gibi , en derinime hapsedebilseydim kokusunu? anılarda da olsa yasarmıydı öyle? kalırmıydı benimle? acıtırmıydı bu kadar onsuzluk? peki simdi gitsem , dokunsam , öpsem , koklasam doyasıya , sarılsam , deli gibi haykırsam ona. bağırsam , dönermi? dönüpte gelirmi yine? Araz'ım olurmu ? hayatım birgün onunla son bulurmu acaba? üsürken bedenim , son nefesimi vermemek için uğrasırken , ısıtırmı acaba beni? yanımda olurmu ki?
uyumalıyım. uyumalılar. susmalı herkes. sssstt! lütfen. beni , bize bırakın ve susun n'olur. duyamıyorum onu. onun olmaya ihtiyacım var.. herseyimle onun olmaya ihtiyacım var! ona ihtiyacım var. sana ihtiyacım var.. seni seviyorum. seni seviyorum. seni seviyorum...ellerine ihtiyacım var , sözlerine , sesine , haykırıslarına , kızmalarına , küsmelerine , dokunmalarına , tenine , dudaklarına , omuzlarına... sana ihtiyacım var. al beni n'olur. sadece al beni. sadece anla beni.
26 Mart 2009 Perşembe
IstanbuL
ömrümün en karanlık , en kalabalık , en dar , en soyut , en kirli sehri. ömrümün en zor noktası. istanbul mu? oldukça! elleri kir pas içinde bir cellat gibi sıkıyor boğazımı. bu somutsuzluk içinde , olan tek sey sensin. br tek sen yoksun bu sehirde. gereğinden fazla kir ve gereksiz milyonlarca insan var. ama bir tek sen yoksun. ve ben burada sensizliğin sürgünüyüm. ellerine dokunmamalıyım. kirlenmemeli ellerin benimkiler gibi. istanbul girmemeli kanına. damarlarında gezmemeli milyonların kalabalığı. kendi içime dar geliyorum bu sehirde. kendimi söküp atmalıyım belkide. orada birtek sen yoksun , ama bir tek sen olmalısın bunların yerinde. varmıdır yasamak için sadece sana ihtiyaç duyabileceğim bir kent? ne birkaç yudum su , ne birkaç nefes nikotin. yasamak için yalnızca seni istiyorum. varmıdır böyle bir sehir? bilirmisin? peki ben bulsam gelirmisin benimle? ölüm beyazı dört duvar arası. ve her geçen saniye bir leke daha bırakıyor istanbul. bu somutsuzlukta bir ben varım simdi. ve somutsuzluktan nefret ettim ömrüm boyunca. bir bokluk var burada. koca bir bok çukuru bu sehir. ve sen olmadan hiçbir gül bahçesinin önemi yok bu sehirde. sen olmadan nefes almak bile yakıyor boğazımı. sana dokunmayan ellerim her defasında yanıp kül oluyor. temizleyemiyorum kendimi bu sehirden. bu sehrin pisliği islemis her yanıma. ne olur gelme. insanlar hep kötüydü bunu sana söyledim. insanlar her zaman kötüydü ve hiç biri merak etmedi nedenini? ve bir tanesi bile çıkıp temizlemedi kendini benden. nefret dolu gözleri vardı. baktığı her yeri yakıp yıkan insanların. kirli elleri vardı onların , dokundukça kara lekeler bırakan ölüm beyazı duvarlarıma. simdi bu karanlığın içinde üsürken , bir tek sen ısıtırsın beni. bu sehrin karanlığından bir sen kurtarabilirsin beni. bana istanbul'u bir sen ağlatabilirsin nefret dolu gözlerimden , bir sen temizleyebilirsin onu kir-pas içindeki ellerimden. ve ben öyle dokunabilirim sana yeniden. bunu benden bekleme. sana dokunamam bu haldeyken. istanbul mu? hala istanbul. asırlar geçti hala istanbul. kirli ve karanlık. soyut. sensiz. içindeki herkesi hayat karasına bulamaya devam eden bir cellat simdi. elleri kir pas içinde. gözleri çocuk. denizleri , küf yesili. küflenmis etlere mezar olan denizler. küflenmis zihinlere ev sahipliği yapan o denizler. yağan yağmur bile kirli ise bir kentte , ne anlamı var ölümün beyazlığının. ölümüne ağlayan bu kentte , ölüm bile temiz kalamazken , ne anlamı var hayatını temiz tutmaya uğrasmaların. ellerim ceplerime sığmıyor , yırtık ceplerim. ve kirlenmeyen tek hayalimdin , yırtık ceplerimden düsmeseydin. takatsizim , çıkaramam seni düstüğün kuyudan. ve hayatın en üst ü ile en dibi arası tek bir adım. kalmadı gücüm. tek bir adım atamadım sana , seni buradan kurtarmak için tek bir adım atamadım yüzyıllarca. çok gözyası emdi bedenim. çok kan döktü gözlerim. ve daha yaslı bu toprak parçasından bedenim. nerede simdi o bembeyaz , sıcacık ellerin. deniz mavisi gözlerin. içinde bir parça da olsa bulunduğum hayallerin. sözlerin. gidislerin bu kadar yakarken içimi nerede kaldı gelislerin? niye gelmedin? oysa tek bir adımdı en dipten en üst noktanın farkı? sen niye gelmedin? peki , ben niye ölmedim!..
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)