13 Ağustos 2010 Cuma

Bir gelisin ardından.

'' Nasıl özlemişim başka bir teni. Aynaya bakınca okunuyor gözlerimden kocaman puntolarla! başka gözlere değmenin eksikliği. Elimin kıvrımlarında açığa vuruluyor yalnızlığın ezikliği. Başka bir yüze değmemiş olmak , tutmamak sıcak bir eli , aldığın nefesi ithaf edecek birinin yokluğu ağır gelmeye başladı ''

İşte tam bunları düşünürken çıktı karşıma kapalı kapılarımın ardında. o kadar sessiz ağlıyordu ki , o kadar korkak vuruyordu ki kapıya , yalnızlığın , kelimelerden oluşmayan tek hecelik özeti gibiydi bu. Karşı koyamadım daha fazla.

İyice sokulduğum kapıyı açmadan fısıldadım ;

'' Sen! Niye geldin ki buraya? Ne kadar mutlu olabilirsin , mutluluğu çoktan unutmuş bir bedenle? ''

Cevap , kesilmeden devam eden hıçkırıklarla geldi ;

'' aç kapılarını! ellerim yoruldu. ''

Umudum yoktu yaşamdan. İçimde tek hüzün başka yüze değmemiş , sıcacık elleri tutmamış ellerimin toprağa karışacak olmasıydı. Bütün bunlara karşılık , Beklenilen ' Araz ' gelmişti. Tam orada , o büyük ve kasvetli kapının arkasında yalvarıyordu.

'' Araz'ım olmalısın '' dedim. '' Sonsuz a kadar her yerde olacak olansın sen ''

Açtım kapıyı. Korka korka girdi içeriye. Titreyen ellerini hissettim yüreğimde.
'' Sen '' dedim '' Sen o'sun , Sen araz'ım sın ''

Gözlerim ilk defa değdiği o yaşlı , o ürkek gözlerin , derinliğine indikçe hiç durmayacakmış gibi akmaya başladı okyanus gözlerin tuzlu , yalnız suları. İlk defa o zaman değdi ellerim bir başka yüze. Boğuldular o okyanusta. Günlerin 12si , Mevsimin ilkbahar ı , izmir oldu ömrüm. Buram buram izmir koktu odam , yatağım. Ne kadar özlemişim bu duyguyu. Mutluluk. Ben mutsuzluğuma çare aramazken , bir anda en büyük mutluluğa düştüm , dağıldım , boğuldum. Günler 20 yi gösterdiğinde , istanbul oldu herşeyim. Karşımdaydı , o gözler , eller , koku. Hepsi sadece bir adım ötemde ama bir ömür uzağımdaydı.

Dudaklarımdan dolu dolu '' Seni Çok Seviyorum '' döküldü en beklenmedik anda.

Nefesim izmirden kokusunu taşıyordu Araz'ımın!
Göz yaşlarımda , geride kalan mutsuzluklarımda ve ben , esirdim ona. Geçen her saniye yüzyıllar gibi gelmeye , kendimi üstünde bulunduğum topraktan daha yaşlı hissetmeye başlamıştım..


Nisan 21 2008.

Sahte

şimdi , sahte hayallerim ceplerimde tüm hoyratlığımla yaşıyorum seni.
ellerimde yarım kaldı parmakların. gerçekleşmeyen dileklerim vardı sana dair..
zaten bok olan hayatıma biraz mutluluk biraz gözyaşı kattın..
mutluluğu unutmuş bu bedenim hayat buldu gözlerinde.
en derinlerine indim senin. en derinime sakladım seni
kokun hala yüreğimde. sesin kulaklarımdan düşmüyor.

zor olan hayatta , önümüzdeki zorlukları yenmeyi bilemedik.
belki istemedik yeterince , belki cesaretimiz yoktu..
senin olmayı istedim gecelerde.
teninin kıvrımlarını ezberlemeyi , yüzüne dokunmayı.
nefesinin sıcağını hayal ettim üşüyen ellerimde.

tüm yokluklarımı varlığına adadım geride kalan zamanda..
sana güle güle demeyeceğim giderken..
benden gitmiyorsun çünkü.. hala yerin saklımda duruyor.
ağır geldi yaşanmışlıklarım , yaşama çabası verdiklerim yüreğine.

ellerim şimdi yeniden terkedilmişliğin soğuğunda.
bugün günlerden soğuk , mevsimlerden sensizlik.
saatim ayrılığı 5 geçe vazgeçti işlemekten.

tek hüznüm beni sevdiğini biliyor oluşum..


yokluğa attığım ilk adımda , zihnimden dökülenlerdir sana bu yazdıklarım.

Öldüm

Pas tutmus zihnimde kana bulandı hersey. ve ben öldüm.. önce elllerini çektin benden , sonra gözlerini , sonra sözlerini. Ve ben öldüm.. seni ilk gördüğüm yerde , durup dururken yere düstüm. Çürümüs zihnimde dünyanın en dibine gömüldüm. Biletler yandı , perde kapandı ve oyun bitti. Ben öldüm.. ağlamadı arkamdan hiç kimse ve hiçbirsey. Ben sadece öldüm ve gömüldüm. Her yanımda toprak kokusu. Ve senin konuna ne kadarda benziyor toprağın kokusu. Ellerin gibi saramadı ama beni toprak.. Senin baktığın gibi bakamadı. Ve hiçbirsey senin konustuğun gibi konusamadı benimle.. Sen gittin.. Sen yoksun.. Ben öldüm. Perde kapandı. Oyun bitti. Sadece öldüm..

Ölesiye gitmek.

alıp basını gitmeli bazen insan.. kendinden , sevdiğinden , sehrinden , düsüncelerinden.. herkesten ve herseyden gitmeli.. unutmalı olanları.. olacakları. alıp basını gitmeli bazen insan.dönmemek üzere , dönmesine sebebiyet verecek herseyide silerek gitmeli. kendini bırakıp zamanın akısına , akrep ve yelkovan nereyi gösteriyorsa , zihni nereye rehberlik ediyorsa oraya gitmeli insan.. alıp basını gitmeli.. bakmamalı arkadasına.. baktığında görmemeli.. görebileceklerini yakarak , yıkarak gitmeli insan.. çok büyük gitmeli.. çok uzaklara gitmeli.. olmayan bir yere , daha yaratılmamıs bir yere gitmeli.. kendi içinde , en derinlerde , kimsenin kesfedemediği yerlere gitmeli.. tek basına , alıp basını gitmeli.. karsısına çıkanları görmeden , hepsine çarparak , hepsini yıkarak gitmeli.. bakmamalı geriye.. düsmeli bazen yokluğun en diplerine.. acıyı tatmalı.. yasadıklarından öğrenmeli geleceğini ve silmeli geçmisini.. umursamamalı olanları.. sadece alıp basını , düsüp zihninin pesine , kendi içinde kesfedilmemis olan tek bir yere gitmeli.. orada öylece durmalı.. yasamak için çaba sarfetmeden.. yorulmadan. öylece alıp basını gitmeli ve dönmemeli.. gidebilmeyi öğrenmeli..

Kaybetme korkusu bu yenildiğim

Ben bilmiyorum nasıl sevdim seni böyle.. Hersey bir anda oldu..
Ben bile inanmadım kimseyi böylesine gözüm kapalı seveceğime..
Hersey oldun. Herseyim oldun bir anda. Ve ben sevdiğimde ;
sadece sevgili olarak sevmedim. İhtiyacım olan herkes yerine sevdim seni.
Ve ben herkes yerine istedim bir tek seni..
Ne zaman canım sıkılsa , moralim bozulsa. Sinirlensem hiç olmadık yerde ,
her kavgadan sonra , bir kaçıs noktası oldu senin yanın..
Dudaklarından dökülen her kelime biraz daha iyiye tasıdı beni.
Her kelimede , kücük adımlarla ilerledim aradığım huzura doğru..
Her hissedisimde tenine dokunduğumu.
Ruhuna dokunmak için verdiğim savası gördüm gözlerimle..
Eğer dokunablseydim ruhuna bir kez. Yalnızca bir kez dokunabilseydim.
Ruhunun içine isleyebilseydim. Kendi üstüme kilitlerdim ruhunun kapılarını.
En ücra kösesinde , en derininde saklardım kendimi. sevgimi.
Akıttığım her damla göz yası süzülürken yüzümden ;
Ben hep fısıldadım en derinlerine ruhumun ,
beni sevdiğini. Seni sevdiğimi. Hep inandım buna.
biliyorum ki öyle.
Paranoid Sizofreninin en büyük zararıydı hasta ruhuma ;
zaman zaman kapıldığım sensizlik korkusu.
Bütün insanlar böyle kötüyken ,
Bir tek sen sevdin beni. Kaybedemezdim..
Ve kaybetme korkuma yenik düstüğümden kaybetmekteyim simdi seni.
Bu benim için facia. Daha ölmeden toprak kokmak bu sonun es anlamı.

...

Suskun bir kalemden arta kalan.

uzun zamandır suskun kalemim.
zihnim oyun oynamıyor artık bana. zaten benimde o oyunları kaldıracak gücüm yok artık.
yoruldum sevmekten körü körüne , ve sevilmeyi beklemekten karsılıksız ,
sadece sevmek için sevilmeyi beklemekten yoruldum.
istemiyorum artık toprak kokmak bir yağmur sonrası mezarımda ,
ve beyaz'ın ölüme denk düstüğü su dünyada daha fazla aydınlanmayı hak etmiyorum.
kirin ve pasın içinde , istanbul'un ücra bir kösesinde ve eylülün soğuk gecelerinden birinde beklemeyi bıraktım.
hayata veda partisi düzenliyorum zihnimdeki trilyonlarca ufak yaratık için ve hangisinden baslayacağıma bile karar veremedim daha.
ama bir yerden baslamalı ve bitirmeliyim bu oyunu. perde kapanmaya yüz tuttu.
ve hayat denen bu oyunu yazan , oynayan herkese lanet okuyor seyirciler..
geceler boyu süren bu hayat kabusunda artık bir dönüm noktasındayız ,
ve ne hikmetse dönüsü yok bu yolun yürümek zorundayız.
ellerim tutmaz artık , görmez gözlerim. ve ben özledim , oyunsuz , kir-pasa bulanmadan geçen günlerimi..
sildim ve attım yasadığım zor günleri.
gökyüzünden , üzerime yağan yağmur , gecenin bir yarısında vuruyorsa tek kisilik mabedimin çatısına ,
tek bir sebebi var bunun.
bitti oyun , kapandı perde ve ben öldüm..
ağlayan ben değilim ve sende ağlamıyorsun artık 'gitme' lerimden sonra..
bir istanbul ağlar bu acıya..
oda suan çok uzağımda , senin yanında.

Yüzyıl Sonra Kalem Tuttu Elim

Sevdiğim kadın.
Tut ellerimi , batıyorum yerlerin dibine yeniden.
Tut çıkar ruhumu bu karanlık kuyudan.
Gözlerinin nurunda yadınlansın içim ve teninin sıcağında ısınsın su üsüyen bedenim.
Tut ki ellerimden yasam bulsun sefil ruhum yeniden.
Bir sana kaldım geçmisimden ve bir sana sığındım geleceğimden..


Ruhum korkak alıstı hayata , bedenim titrek.
Zihnim en ücra kösesine kadar doldu ,
ve aktı katran gibi gözlerimden eriyerek!

Katran karası parlar gözlerim simdi.
Ve damlar gözyası suretine bürünmüs karalar gözlerimden yastığıma..
Üsür bu bedne yokluğunda.
Ne olur tut çıkar beni bu kuyudan ve ısıt bedenimi sıcağında..