sevgi üzerine yazayım dedim bugün.
oturdum yatağımda aldım kalemimi elime..
önce sevgi dedim , sonsuz , anlatılamaz..
ne kelimeler yeter anlatmaya sevgimi ne de düsünceler..
öyleki bakıslarım bile anlatamaz bu sevgiyi ,
o kadar saf değiller..
eğerki istanbulda yasamasaydım , istanbulun tasına toprağına değmeseydi ellerim ,
dokunuslarım anlatırdı bunu..
ya ruhum?
bunca sey yasadıktan sonra zor..
ruhum böylesine kirli ve paslı iken
oda anlatamaz ki bunu..
bir sen anlarsın..
tanrılar bile kaçar benden , ölüm bile..
sevgimi anlatma isi ona kalmasın diye seytan bile uğramaz düslerime.
rüzgar , ölü bir tanrıçanıın nefesi bile geçmez hayatımdan ,
sevgimden bir parça ona kalırda anlatamaz diye..
dökülmez tanrının gözyasları yüreğime , sevgimden bir parça ona takılıp akarda ruhumdan ,
anlatamaz diye..
bir sen anlarsın..
zifir kara gözlerimden ,
ölüm beyazı düslerimden ,
ve hayat kırmızısı damarlarımdan akar bu ask.
ne kelimeler yeter , ne bakıslar , ne dokunuslar , ne de milyonlarca tanrı.
anlatmaz hiçbir sey bunu..
anlatamaz..
yetmez güçleri mistik tanrıların ,
o denizleri ikiye ayıran peygamberlerin sözleri..
ama bir tek sen anlarsın eğer görebilirsen beni.
kıvranıslarımı..
duyarsan haykırıslarımı ,
ağlayıslarımı ,
yıkılıslarımı.
duvarlarıma çarpan gözlerimin sesini ,
yastığıma düsen gözyaslarımın sesini ,
içime düsen korkuların temelime çarptığında çıkardığı sesleri..
eğer duyarsan , anlarsın..
en derinime ulasabilirsen ,
o saf kötülüğün içinde kalmıs sevgimi görmeyi göze alabilirsen ,
iste o zaman bir sen anlarsın sevgimin boyutunu..
evrenlere sığmayan ,
içime sığmayan ,
evrenden yaslı tenimden sızamayan ,
dokunuslarımda hayat bulamayan ,
öpüslerime karısamayan ,
nefesime sokulmayan
yalnızca bana ait , yalnızca benden sana armağan bu sevgiyi bir sen anlarsın..
sadece bana gelmeyi ,
benim olmayı ,hayata benim baktığım yerden bakmayı göze alırsan..
benim yasadıklarımı anlamayı ,
kör olacağını bile bile içime bakmayı ,
sağır olacağını bile bile bedenimin çatırdamalarını ,
ruhumun enkaza dönüstüğü an çıkardığı sesleri duymayı ,
sessizliğe gömüleceğini bile bile ,
sesim olmayı ,
zihnimi okumayı ,
zihnimi konusturmayı ,
zihnimi anlatmayı göze alırsan eğer ,
iste o zaman bir sen anlarsın seni nedenli sevdiğimi.
neden karalara büründüğümü ,
neden yıkıldığımı ,
neden ağladığımı ,
neden sustuğumu ve neden konustuğumu öğrenmeyi göze aldığın an ,
iste o an..
bir tek sen anlarsın..
sonra yalnızlığı yazmayı denedim..
tanrıların bile sahip olamadığı derecede büyük yalnızlığımı..
senden öncemi..
sen gelmeden önce yasadıklarımı..
sensiz kaldığım her an nefes alamayısımı ,
hareket edemeyisimi ,
konusamayısımı..
sana sahip olmadan önce , sana teslim olmadan önce ,
o günlerden kalma tek mirasımı ,
yalnızlığımı anlattım..
yalnızlık dedim büyük büyük ;
en az yalnızlığım kadar..
en saf , en yorgun , en kırgın halimdi.
ve hayatı en çok bosladığım saatlerdi yanlızlığıma gömüldüğüm anlar..
katran kara gecelerime ,
kar beyaz soğuklar katıldı..
ve su yesili aktı paslarım gözlerimden..
zihnim ,
o kadar yorgundu ki ,
sadece yalnızlığımdan..
yalnızlık anlarında içine düstüğüm ani krizlerimden..
krizlerimde sığınacağım kimseyi bulamayısımdan..
aramaktan bitkin düsmüs bedenim ,
bir düstümü yere kalkmazdı günler boyu..
o denli yorgun..
o denli bitkin..
ve kimsesizliğin ortasına yattığımda ,
ağzımda sigara bekledim..
her nefesimi biraz daha derin çektim..
belki dedim ,
belki biri gelirde yakar su sigaramı..
ve nikotin dolar içimin odaları..
o gün..
yalnızlığa yatısımın üstüne , yılların duvarlar ördüğü o gün..
hayatta kalmak için beklediğim mucize gerçek oldu..
ve herkesin aradığı kraliçe dururken ben tanrıçamı buldum..
yer yüzünde bu güne kadar karsılasılmıs en büyük hediyeydin bana..
en büyük mucize...
seviyorum seni..
kör bir tanrıçanın gözyasları gibi.
ve kalemim susarken , '' acı '' dedi içim..
'' acı'' yı yazmadın..
döndüm sayfalarıma..
ve acı dan yazayım birazda dedim..
saf , katısıksız acıdan..
yıllar boyu içimi kemiren ,
yıllar boyu hücrelerimi ele geçiren..
yıllar boyu zihimi kontrolü altında tutan o saf ve katısıksız acıdan..
ama bulamadım ne bir kelime ,
ne de bir anı..
çektiğim acıları bana hatırlatacak tek bir sey bulamadım koskoca evrenimde..
acı bitti , acı gitti..
acı çoktan silindi..
neden?
çünkü ;
katran karası içimde ölüm beyazı bir sen vardın...
sadece sen..
simdi tek dileğim anlaman ,
ne kadar sevdiğimi seni ,
ne büyük yalnızlıkları bitirdiğini ,
ne büyük acıları sildiğini..
umarım anlarsın..
yalvarıyorum sana.. anla beni..
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder