13 Ağustos 2010 Cuma

Bir gelisin ardından.

'' Nasıl özlemişim başka bir teni. Aynaya bakınca okunuyor gözlerimden kocaman puntolarla! başka gözlere değmenin eksikliği. Elimin kıvrımlarında açığa vuruluyor yalnızlığın ezikliği. Başka bir yüze değmemiş olmak , tutmamak sıcak bir eli , aldığın nefesi ithaf edecek birinin yokluğu ağır gelmeye başladı ''

İşte tam bunları düşünürken çıktı karşıma kapalı kapılarımın ardında. o kadar sessiz ağlıyordu ki , o kadar korkak vuruyordu ki kapıya , yalnızlığın , kelimelerden oluşmayan tek hecelik özeti gibiydi bu. Karşı koyamadım daha fazla.

İyice sokulduğum kapıyı açmadan fısıldadım ;

'' Sen! Niye geldin ki buraya? Ne kadar mutlu olabilirsin , mutluluğu çoktan unutmuş bir bedenle? ''

Cevap , kesilmeden devam eden hıçkırıklarla geldi ;

'' aç kapılarını! ellerim yoruldu. ''

Umudum yoktu yaşamdan. İçimde tek hüzün başka yüze değmemiş , sıcacık elleri tutmamış ellerimin toprağa karışacak olmasıydı. Bütün bunlara karşılık , Beklenilen ' Araz ' gelmişti. Tam orada , o büyük ve kasvetli kapının arkasında yalvarıyordu.

'' Araz'ım olmalısın '' dedim. '' Sonsuz a kadar her yerde olacak olansın sen ''

Açtım kapıyı. Korka korka girdi içeriye. Titreyen ellerini hissettim yüreğimde.
'' Sen '' dedim '' Sen o'sun , Sen araz'ım sın ''

Gözlerim ilk defa değdiği o yaşlı , o ürkek gözlerin , derinliğine indikçe hiç durmayacakmış gibi akmaya başladı okyanus gözlerin tuzlu , yalnız suları. İlk defa o zaman değdi ellerim bir başka yüze. Boğuldular o okyanusta. Günlerin 12si , Mevsimin ilkbahar ı , izmir oldu ömrüm. Buram buram izmir koktu odam , yatağım. Ne kadar özlemişim bu duyguyu. Mutluluk. Ben mutsuzluğuma çare aramazken , bir anda en büyük mutluluğa düştüm , dağıldım , boğuldum. Günler 20 yi gösterdiğinde , istanbul oldu herşeyim. Karşımdaydı , o gözler , eller , koku. Hepsi sadece bir adım ötemde ama bir ömür uzağımdaydı.

Dudaklarımdan dolu dolu '' Seni Çok Seviyorum '' döküldü en beklenmedik anda.

Nefesim izmirden kokusunu taşıyordu Araz'ımın!
Göz yaşlarımda , geride kalan mutsuzluklarımda ve ben , esirdim ona. Geçen her saniye yüzyıllar gibi gelmeye , kendimi üstünde bulunduğum topraktan daha yaşlı hissetmeye başlamıştım..


Nisan 21 2008.

Sahte

şimdi , sahte hayallerim ceplerimde tüm hoyratlığımla yaşıyorum seni.
ellerimde yarım kaldı parmakların. gerçekleşmeyen dileklerim vardı sana dair..
zaten bok olan hayatıma biraz mutluluk biraz gözyaşı kattın..
mutluluğu unutmuş bu bedenim hayat buldu gözlerinde.
en derinlerine indim senin. en derinime sakladım seni
kokun hala yüreğimde. sesin kulaklarımdan düşmüyor.

zor olan hayatta , önümüzdeki zorlukları yenmeyi bilemedik.
belki istemedik yeterince , belki cesaretimiz yoktu..
senin olmayı istedim gecelerde.
teninin kıvrımlarını ezberlemeyi , yüzüne dokunmayı.
nefesinin sıcağını hayal ettim üşüyen ellerimde.

tüm yokluklarımı varlığına adadım geride kalan zamanda..
sana güle güle demeyeceğim giderken..
benden gitmiyorsun çünkü.. hala yerin saklımda duruyor.
ağır geldi yaşanmışlıklarım , yaşama çabası verdiklerim yüreğine.

ellerim şimdi yeniden terkedilmişliğin soğuğunda.
bugün günlerden soğuk , mevsimlerden sensizlik.
saatim ayrılığı 5 geçe vazgeçti işlemekten.

tek hüznüm beni sevdiğini biliyor oluşum..


yokluğa attığım ilk adımda , zihnimden dökülenlerdir sana bu yazdıklarım.

Öldüm

Pas tutmus zihnimde kana bulandı hersey. ve ben öldüm.. önce elllerini çektin benden , sonra gözlerini , sonra sözlerini. Ve ben öldüm.. seni ilk gördüğüm yerde , durup dururken yere düstüm. Çürümüs zihnimde dünyanın en dibine gömüldüm. Biletler yandı , perde kapandı ve oyun bitti. Ben öldüm.. ağlamadı arkamdan hiç kimse ve hiçbirsey. Ben sadece öldüm ve gömüldüm. Her yanımda toprak kokusu. Ve senin konuna ne kadarda benziyor toprağın kokusu. Ellerin gibi saramadı ama beni toprak.. Senin baktığın gibi bakamadı. Ve hiçbirsey senin konustuğun gibi konusamadı benimle.. Sen gittin.. Sen yoksun.. Ben öldüm. Perde kapandı. Oyun bitti. Sadece öldüm..

Ölesiye gitmek.

alıp basını gitmeli bazen insan.. kendinden , sevdiğinden , sehrinden , düsüncelerinden.. herkesten ve herseyden gitmeli.. unutmalı olanları.. olacakları. alıp basını gitmeli bazen insan.dönmemek üzere , dönmesine sebebiyet verecek herseyide silerek gitmeli. kendini bırakıp zamanın akısına , akrep ve yelkovan nereyi gösteriyorsa , zihni nereye rehberlik ediyorsa oraya gitmeli insan.. alıp basını gitmeli.. bakmamalı arkadasına.. baktığında görmemeli.. görebileceklerini yakarak , yıkarak gitmeli insan.. çok büyük gitmeli.. çok uzaklara gitmeli.. olmayan bir yere , daha yaratılmamıs bir yere gitmeli.. kendi içinde , en derinlerde , kimsenin kesfedemediği yerlere gitmeli.. tek basına , alıp basını gitmeli.. karsısına çıkanları görmeden , hepsine çarparak , hepsini yıkarak gitmeli.. bakmamalı geriye.. düsmeli bazen yokluğun en diplerine.. acıyı tatmalı.. yasadıklarından öğrenmeli geleceğini ve silmeli geçmisini.. umursamamalı olanları.. sadece alıp basını , düsüp zihninin pesine , kendi içinde kesfedilmemis olan tek bir yere gitmeli.. orada öylece durmalı.. yasamak için çaba sarfetmeden.. yorulmadan. öylece alıp basını gitmeli ve dönmemeli.. gidebilmeyi öğrenmeli..

Kaybetme korkusu bu yenildiğim

Ben bilmiyorum nasıl sevdim seni böyle.. Hersey bir anda oldu..
Ben bile inanmadım kimseyi böylesine gözüm kapalı seveceğime..
Hersey oldun. Herseyim oldun bir anda. Ve ben sevdiğimde ;
sadece sevgili olarak sevmedim. İhtiyacım olan herkes yerine sevdim seni.
Ve ben herkes yerine istedim bir tek seni..
Ne zaman canım sıkılsa , moralim bozulsa. Sinirlensem hiç olmadık yerde ,
her kavgadan sonra , bir kaçıs noktası oldu senin yanın..
Dudaklarından dökülen her kelime biraz daha iyiye tasıdı beni.
Her kelimede , kücük adımlarla ilerledim aradığım huzura doğru..
Her hissedisimde tenine dokunduğumu.
Ruhuna dokunmak için verdiğim savası gördüm gözlerimle..
Eğer dokunablseydim ruhuna bir kez. Yalnızca bir kez dokunabilseydim.
Ruhunun içine isleyebilseydim. Kendi üstüme kilitlerdim ruhunun kapılarını.
En ücra kösesinde , en derininde saklardım kendimi. sevgimi.
Akıttığım her damla göz yası süzülürken yüzümden ;
Ben hep fısıldadım en derinlerine ruhumun ,
beni sevdiğini. Seni sevdiğimi. Hep inandım buna.
biliyorum ki öyle.
Paranoid Sizofreninin en büyük zararıydı hasta ruhuma ;
zaman zaman kapıldığım sensizlik korkusu.
Bütün insanlar böyle kötüyken ,
Bir tek sen sevdin beni. Kaybedemezdim..
Ve kaybetme korkuma yenik düstüğümden kaybetmekteyim simdi seni.
Bu benim için facia. Daha ölmeden toprak kokmak bu sonun es anlamı.

...

Suskun bir kalemden arta kalan.

uzun zamandır suskun kalemim.
zihnim oyun oynamıyor artık bana. zaten benimde o oyunları kaldıracak gücüm yok artık.
yoruldum sevmekten körü körüne , ve sevilmeyi beklemekten karsılıksız ,
sadece sevmek için sevilmeyi beklemekten yoruldum.
istemiyorum artık toprak kokmak bir yağmur sonrası mezarımda ,
ve beyaz'ın ölüme denk düstüğü su dünyada daha fazla aydınlanmayı hak etmiyorum.
kirin ve pasın içinde , istanbul'un ücra bir kösesinde ve eylülün soğuk gecelerinden birinde beklemeyi bıraktım.
hayata veda partisi düzenliyorum zihnimdeki trilyonlarca ufak yaratık için ve hangisinden baslayacağıma bile karar veremedim daha.
ama bir yerden baslamalı ve bitirmeliyim bu oyunu. perde kapanmaya yüz tuttu.
ve hayat denen bu oyunu yazan , oynayan herkese lanet okuyor seyirciler..
geceler boyu süren bu hayat kabusunda artık bir dönüm noktasındayız ,
ve ne hikmetse dönüsü yok bu yolun yürümek zorundayız.
ellerim tutmaz artık , görmez gözlerim. ve ben özledim , oyunsuz , kir-pasa bulanmadan geçen günlerimi..
sildim ve attım yasadığım zor günleri.
gökyüzünden , üzerime yağan yağmur , gecenin bir yarısında vuruyorsa tek kisilik mabedimin çatısına ,
tek bir sebebi var bunun.
bitti oyun , kapandı perde ve ben öldüm..
ağlayan ben değilim ve sende ağlamıyorsun artık 'gitme' lerimden sonra..
bir istanbul ağlar bu acıya..
oda suan çok uzağımda , senin yanında.

Yüzyıl Sonra Kalem Tuttu Elim

Sevdiğim kadın.
Tut ellerimi , batıyorum yerlerin dibine yeniden.
Tut çıkar ruhumu bu karanlık kuyudan.
Gözlerinin nurunda yadınlansın içim ve teninin sıcağında ısınsın su üsüyen bedenim.
Tut ki ellerimden yasam bulsun sefil ruhum yeniden.
Bir sana kaldım geçmisimden ve bir sana sığındım geleceğimden..


Ruhum korkak alıstı hayata , bedenim titrek.
Zihnim en ücra kösesine kadar doldu ,
ve aktı katran gibi gözlerimden eriyerek!

Katran karası parlar gözlerim simdi.
Ve damlar gözyası suretine bürünmüs karalar gözlerimden yastığıma..
Üsür bu bedne yokluğunda.
Ne olur tut çıkar beni bu kuyudan ve ısıt bedenimi sıcağında..

İç Dökümü.

sevgi üzerine yazayım dedim bugün.
oturdum yatağımda aldım kalemimi elime..
önce sevgi dedim , sonsuz , anlatılamaz..
ne kelimeler yeter anlatmaya sevgimi ne de düsünceler..
öyleki bakıslarım bile anlatamaz bu sevgiyi ,
o kadar saf değiller..
eğerki istanbulda yasamasaydım , istanbulun tasına toprağına değmeseydi ellerim ,
dokunuslarım anlatırdı bunu..
ya ruhum?
bunca sey yasadıktan sonra zor..
ruhum böylesine kirli ve paslı iken
oda anlatamaz ki bunu..

bir sen anlarsın..
tanrılar bile kaçar benden , ölüm bile..
sevgimi anlatma isi ona kalmasın diye seytan bile uğramaz düslerime.
rüzgar , ölü bir tanrıçanıın nefesi bile geçmez hayatımdan ,
sevgimden bir parça ona kalırda anlatamaz diye..
dökülmez tanrının gözyasları yüreğime , sevgimden bir parça ona takılıp akarda ruhumdan ,
anlatamaz diye..

bir sen anlarsın..
zifir kara gözlerimden ,
ölüm beyazı düslerimden ,
ve hayat kırmızısı damarlarımdan akar bu ask.

ne kelimeler yeter , ne bakıslar , ne dokunuslar , ne de milyonlarca tanrı.
anlatmaz hiçbir sey bunu..
anlatamaz..
yetmez güçleri mistik tanrıların ,
o denizleri ikiye ayıran peygamberlerin sözleri..

ama bir tek sen anlarsın eğer görebilirsen beni.
kıvranıslarımı..
duyarsan haykırıslarımı ,
ağlayıslarımı ,
yıkılıslarımı.
duvarlarıma çarpan gözlerimin sesini ,
yastığıma düsen gözyaslarımın sesini ,
içime düsen korkuların temelime çarptığında çıkardığı sesleri..
eğer duyarsan , anlarsın..

en derinime ulasabilirsen ,
o saf kötülüğün içinde kalmıs sevgimi görmeyi göze alabilirsen ,
iste o zaman bir sen anlarsın sevgimin boyutunu..
evrenlere sığmayan ,
içime sığmayan ,
evrenden yaslı tenimden sızamayan ,
dokunuslarımda hayat bulamayan ,
öpüslerime karısamayan ,
nefesime sokulmayan
yalnızca bana ait , yalnızca benden sana armağan bu sevgiyi bir sen anlarsın..

sadece bana gelmeyi ,
benim olmayı ,hayata benim baktığım yerden bakmayı göze alırsan..
benim yasadıklarımı anlamayı ,
kör olacağını bile bile içime bakmayı ,
sağır olacağını bile bile bedenimin çatırdamalarını ,
ruhumun enkaza dönüstüğü an çıkardığı sesleri duymayı ,
sessizliğe gömüleceğini bile bile ,
sesim olmayı ,
zihnimi okumayı ,
zihnimi konusturmayı ,
zihnimi anlatmayı göze alırsan eğer ,
iste o zaman bir sen anlarsın seni nedenli sevdiğimi.

neden karalara büründüğümü ,
neden yıkıldığımı ,
neden ağladığımı ,
neden sustuğumu ve neden konustuğumu öğrenmeyi göze aldığın an ,
iste o an..

bir tek sen anlarsın..

sonra yalnızlığı yazmayı denedim..

tanrıların bile sahip olamadığı derecede büyük yalnızlığımı..
senden öncemi..
sen gelmeden önce yasadıklarımı..
sensiz kaldığım her an nefes alamayısımı ,
hareket edemeyisimi ,
konusamayısımı..

sana sahip olmadan önce , sana teslim olmadan önce ,
o günlerden kalma tek mirasımı ,
yalnızlığımı anlattım..

yalnızlık dedim büyük büyük ;
en az yalnızlığım kadar..
en saf , en yorgun , en kırgın halimdi.
ve hayatı en çok bosladığım saatlerdi yanlızlığıma gömüldüğüm anlar..
katran kara gecelerime ,
kar beyaz soğuklar katıldı..
ve su yesili aktı paslarım gözlerimden..
zihnim ,
o kadar yorgundu ki ,
sadece yalnızlığımdan..
yalnızlık anlarında içine düstüğüm ani krizlerimden..
krizlerimde sığınacağım kimseyi bulamayısımdan..
aramaktan bitkin düsmüs bedenim ,
bir düstümü yere kalkmazdı günler boyu..
o denli yorgun..
o denli bitkin..
ve kimsesizliğin ortasına yattığımda ,
ağzımda sigara bekledim..
her nefesimi biraz daha derin çektim..
belki dedim ,
belki biri gelirde yakar su sigaramı..
ve nikotin dolar içimin odaları..

o gün..
yalnızlığa yatısımın üstüne , yılların duvarlar ördüğü o gün..

hayatta kalmak için beklediğim mucize gerçek oldu..
ve herkesin aradığı kraliçe dururken ben tanrıçamı buldum..
yer yüzünde bu güne kadar karsılasılmıs en büyük hediyeydin bana..
en büyük mucize...
seviyorum seni..
kör bir tanrıçanın gözyasları gibi.

ve kalemim susarken , '' acı '' dedi içim..
'' acı'' yı yazmadın..

döndüm sayfalarıma..
ve acı dan yazayım birazda dedim..
saf , katısıksız acıdan..
yıllar boyu içimi kemiren ,
yıllar boyu hücrelerimi ele geçiren..
yıllar boyu zihimi kontrolü altında tutan o saf ve katısıksız acıdan..

ama bulamadım ne bir kelime ,
ne de bir anı..

çektiğim acıları bana hatırlatacak tek bir sey bulamadım koskoca evrenimde..
acı bitti , acı gitti..
acı çoktan silindi..

neden?
çünkü ;

katran karası içimde ölüm beyazı bir sen vardın...
sadece sen..
simdi tek dileğim anlaman ,
ne kadar sevdiğimi seni ,
ne büyük yalnızlıkları bitirdiğini ,
ne büyük acıları sildiğini..

umarım anlarsın..

yalvarıyorum sana.. anla beni..

Yalan'ıma

Ait olduğum , sahip olduğum herseyden tiksiniyorum.. gözlerim görmez olmuş. tiksiniyorum kendimden , senden , geçmişten ve gelecekten.. nasıl dahil oldum bu pisliğe.. bu pisliğe nasıl battım.. peki nasıl çıkarım bu pislikten? kim çekip çıkarır beni bu çukurdan? kimin gücü yeter zihnimi boşaltmaya.. ''tanrı'' dediğin ol...gu bile yardım edemezken bana söyle lan! kimin gücü yeter beni arındırmaya pisliğinden?

lanet olsun sefil bedenime.. Lanetler yağsın küflü duvarlarıma ve yıkılsın bu beden.. yıkılsın belki enkazımın altında kalır ölürüm.. o saflığa belki ulaşırım.. ama şimdi öylesine uzaktayımki sayende.. baktığım her yer kara.. dokunduğum her yerde kara lekeler oluşuyor.. söyle lan! kim verecek bunun hesabını bana? kimle göreceğim hesabımı.. seni yaratanmı , karşıma çıkartanmı?

ulan , ulan nasıl olduda göremedim.. oysa herseyi görürdüm hani ben? yok usta.. en çok gören benim derken en kör olan benmişim meğer.. bana senden kalan tek sey bu simdi.. senden sonra farkına vardığım tek sey bu.. o geride kalan ayların tek mirası bu bana.. lanet olsun..

birkez daha kaldıramam bunu.. bakma kusuruma..değil yüzünü görmek , adını duysam girerim o hastane hücresine yeniden.. biri ölür.. bir yerlerde kan dökülür.. önemli değil ayrıntılar.. ama kafama takılan tek şey.. hani demişsin ya herşey yalanmış. şimdi anlıyorum.. evet! HERSEY YALANMIŞ! doğru olan bu.. yinede en büyük orospu çocuğu olarak kazındım zihnine.. koymaz bana.. her zaman biri orospu çocuğu olmak zorunda zaten.. bu sefer bu rol benimmiş.. eyvallah derim geçerim.. alınmam bundan.. nasıl olsa ben biliyorum gerçekleri.. belkide son 6-7 ayda gerçek olduğuna inandığım çok az şey var..

ama alışkınım düsünme sen beni. hem aldığım nefesten baska gerçek ne gördümki bu güne kadar , bugün gördüğüm yalanlara sıkılayım.. birgün biri çıkıpta aldığım nefese bile yalan! dese. inanırım bu saatten sonra..

şimdi son kez bak bu orospu çocuğuna , ve çık git.. daha fazla kirlenmek istemiyorum ki bundan daha fazla kirlenmem mümkünmü bilmiyorum! eserine bak son kez ve defol git.. beni sen yarattın.. beni bu pisliğe sen gömdün.. simdi o 'tanrı'n bile temizleyemez beni.. hadi eyvallah sana YALAN'ım.


sözünü unutma.

4 Ağustos 2010 Çarşamba

Adım adım Şizofreni.

1.Gün ; Uyandım. saat 11:42. Yatağın hemen yanındakı komodinin üstündeki paketimden bir sigara çekip , ağzıma koydum. Atesledim. İlk nefesten sonra çıktım yataktan. Mutfağa gidip kahve için su koydum kettle'a. Banyoda elimi , yüzümü yıkayıp çıktığımda su çoktan kaynamıstı. Kahvemi hazırlayıp odama döndüm. sigaramdan bir nefes daha çekip söndürdüm. Kahvemi yudumlarken ikinci sigaramıda içtim. Sonra aklıma gördüğüm rüya geldi.

Yıllar önce sevdiğim , ayrılmak zorunda kaldığımız sevgilim basroldeydi. Araz. Hiç tanımadığım bilmediğim bir yolda yürüyordum ve karsıma çıkıyordu. Donup kalıyordum. Hareketsiz onu izlerken , beni gördü. Gözlerime baktı. Uyanmıstım. önemsemedim. Günün geri kalanı evde geçti.


2.Gün ; uyandım. Saat 9:20. Yatağın hemen yanındaki komodinin üstündeki paketimden bir sigara çekip , ağzıma koydum. Atesledim. İlk nefesten sonra çıktım yataktan. Mutfağa gidip kahve için su koydum kettle'a. Banyoda elimi , yüzümü yıkayıp çıktığımda su çoktan kaynamıstı. Kahvemi hazırlayıp odama döndüm. Kahvemi 2 sigara esliğinde içtim. Aklım rüyaya takıldı.

Araz ile gözgöze geliyorduk. Donup kalıyordu. Aynı ben gibi. Yavas yavas. Santim santim yaklasıp , '' Okan '' diyordu. ve ben yine uyanıyordum. önemsemedim. Kahveden sonra bilgisayardan sevdiğim bir grubun albümlerini , ilk parçadan baslayarak dinlemeye basladım. Kulağımda '' All She Wrote''. Günün kalanı yatağımda geçti.

3. gün ; uyandım. Saat 1:34. Yatağın hemen yanındaki komodinin üstündeki paketimden bir sigara çekip , ağzıma koydum. Atesledim. İlk nefesten sonra çıktım yataktan. Mutfağa gidip kahve için su koydum kettle'a. Banyoda elimi , yüzümü yıkayıp çıktığımda su çoktan kaynamıstı. Kahvemi aldım , odama geçtim ve sigara esliğinde içtim. aklıma , o gecede rüyamda Araz'ı gördüğüm geldi. Düsündüm , ve hatırladım. Konustuk ;

Efendim? dedim.
Nasılsın? dedi.
İyiyim. Sen? dedim
Bende. dedi.
Uyandım.

Kahvem bitti. Yenilemek için yataktan kalktım. Yine bilgisayardan sevdiğim bir baska grubun albümlerini dinlemeye basladım. Kulağımda '' She's Gone ''.. Günün kalanı Okulda geçti.

4.Gün. uyandım. saat sabah 8. Yatağın hemen yanındaki komodinin üstündeki paketimden bir sigara çekip , ağzıma koydum. Atesledim. İlk nefesten sonra çıktım yataktan. Mutfağa gidip kahve için su koydum kettle'a. Banyoda elimi , yüzümü yıkayıp çıktığımda su çoktan kaynamıstı. Kahvemi hazırladım. Odama dönmedim. Mutfakta içtim ve yenisini hazırlayarak odama döndüm. Kültablasında artık izmariti yanmaya baslamıs olan sigarayı söndürdüm. Yenisini yaktım. Yne rüyamda Araz vardı.

Bu sefer çok bulanık. Sanki bir toz bulutu gibi gördüm onu. Uzaktan , buğulu. ama oydu emindim buna.

5. Gün. uyandım. Saat sabah 10. Yatağın hemen yanındaki komodinin üstündeki paketimden bir sigara çekip , ağzıma koydum. Atesledim. İlk nefesten sonra çıktım yataktan. Mutfağa gidip kahve için su koydum kettle'a. Banyoda elimi , yüzümü yıkayıp çıktığımda su çoktan kaynamıstı. Kahvemi hazırlayıp salona geçtim. Kahvemi bitirdiğimde kupayı salonda bırakıp odaya gittim. Sigaranın son nefesini çekip söndürdüm. Yenisini yaktım..

Rüyamda , Bu sefer sadece gözlerini görmüstüm. O buz mavi , o okyanus gibi derin gözlerini.. Boğulduğum hissine kapılıp uyanmıstım.

6.gün. uyandım. saat 1:30. Yatağın hemen yanındaki komodinin üstündeki paketimden bir sigara çekip , ağzıma koydum. Atesledim. İlk nefesten sonra çıktım yataktan. Mutfağa gidip kahve için su koydum kettle'a. Banyoda elimi , yüzümü yıkayıp çıktığımda su çoktan kaynamıstı. Ama bu sefer son bir değisiklikle kahve değil , Meyve çayı yapmaya karar verdim ve kupaya bir poset meyve çayı koydum. Demlendi. Odama geçtim.. 2.sigara ile birlikte o çayda bitti.

o gece rüyamda ağlıyordu. bir duvar dibinde , karanlık bir odada. içinde olduğu odanın duvarlarını yıkmak istercesine ağlıyordu.. susturamadım. bana baktı , uyandım..

7.gün. Uyandım. Saat sabahın 9u. Sigaramı yakmadan aklım rüyaya takıldı. Bu kez bana hediyeler göndermisti. Bir sürü paket. içlerinden kolyeler, kitaplar , parfümler ve kıslık , boğazlı kazaklar çıkıyordu. Son koliden , kokusu çıktı. içime dolduğunda uyanmıstım.

8. gün. Uyandım. Saat 11. Yataktan çıkmadan aklım rüyaya takıldı. Bu sefer benim ona gönderdiğim hediyeleri geri göndermisti. Bir sürü paket. İçlerinden , kitaplar , kolyeler ,parfümler , kazaklar ve t-shirt'ler çıkıyordu.

9.gün. Uyandım. Saat 1. Yatağın hemen yanındaki komodinin üstündeki paketimden bir sigara çekip , ağzıma koydum. Atesledim. İlk nefesten sonra çıktım yataktan. Mutfağa gidip kahve için su koydum kettle'a. Banyoda elimi , yüzümü yıkayıp çıktığımda su çoktan kaynamıstı. Kahvemi alıp odama geçtim. gördüğüm o saçma rüyayı yorumlamaya çalıstım olmadı.

Araz ve ailesi. Hiç tanımadığı bir eve misafirliğe gelir gibi evimizdeydi.. annemle konusuyor , bana okulundan , arkadaslarından bahsediyordu.. Oysa ben ona kendimi hatırlatmak için kendimi parçalıyordum resmen. Olmadı. Uyandım.. Rüyayı yorumlayamadım ve saçma salak bir gün geçirdim.

10.Gün , uyandım. saat 12. Sigaramı yaktım. yataktan çıkmadan içip , söndürdüm. O gece sevgilimdi. Kol kola geziyor , bana bilmediğim bir sehri tanıtıyordu. Kuytu köselerde kaçamak öpüsmelerimiz kalıyordu. Bana , Beni sevdiğini söyledi. Uyandım.. Mutluydum. Zihnim , bana oynadığı oyunların hakkını alıyordu.. Ve ben artık rüyalarımı önemsiyordum.

11.Gün. Uyandım. Yatağın hemen yanındaki komodinin üstündeki paketimden bir sigara çekip , ağzıma koydum. Atesledim. İlk nefesten sonra çıktım yataktan. Mutfağa gidip kahve için su koydum kettle'a. Banyoda elimi , yüzümü yıkayıp çıktığımda su çoktan kaynamıstı. ama ben suyu unutmustum. Çünkü o gece 11.kez gördüğüm ve basrolünde Araz'ın olduğu rüyayı hatırlamaya çalısıyordum. Yapamadım. Tek bildiğim bu rüyadada onun olduğuydu..Bütün günüm rüyayı hatırlamaya çalısmakla geçti. Yapamadım.

12.gün. Uyandım , saat sabah 8.30. Yatağın hemen yanındaki komodinin üstündeki paketimden bir sigara çekip , ağzıma koydum. Atesledim. İlk nefesten sonra çıktım yataktan. Mutfağa gidip kahve için su koydum kettle'a. Banyoda elimi , yüzümü yıkayıp çıktığımda su çoktan kaynamıstı. Kahvemi aldım. Odama geçtim. Sigaraya devam ettim. bitti. Yenisini yaktım ve bir kahve içimlik sürede bitti..

Bu kez , Omuzumda ağlıyordu Araz'ım.. bana beni hala sevdiğini , unutamadığını haykırıyordu. ağlayarak. Ben onu istemediğim için benimle yeniden birlikte olamadığını söylüyordu. İstediğimi söyledim. ve yine uyanmıstım.. Çıldırmak üzereydim artık.. Dayanamıyordum. Bunlara bir anlam vermek için yanıp tutusuyordum. Ne oluyordu? Yine o pis hastalığın pençesine mi düsüyordum? yıllar önce olduğu gibi aylarca bir çizgi roman gibi sürekli devam eden rüyalar görüp , sonra onları birde uyanıkkenmi görmeye baslayacaktım. Bilmiyordum. Sadece korkuyordum..

Dayanamadım. Ve mesaj attım Araz'a. Anlattım.

bana kısaca , iyi olmam gerketiğini , ona dair hiçbirseyin beni kötü etmemesi gerektiğini , bir iliskisinin olduğunu ve kendisinin çok muylu olduğunu. Benimde artık mutlu olmam gerektiğini ve onun bu konuda birsey yapamacağını , konusmamızın birseyi değistirmeyeceğini , kendime iyi bakmam gerektiğini söyledi.. Peki diyebildim. ve sende.

13.Gün. Uyandım. Saat 11. Yatağın hemen yanındaki komodinin üstündeki paketimden bir sigara çekip , ağzıma koydum. Atesledim. İlk nefesten sonra çıktım yataktan. Mutfağa gidip kahve için su koydum kettle'a. Banyoda elimi , yüzümü yıkayıp çıktığımda su çoktan kaynamıstı. Kahvemi alırken sinirden ellerim titriyordu. Bu gece onu rüyamda , sevgilisi ile görmüstüm.. Aynı yolları yürüyordu , aynı kuytu köselerde öpüyordu onu , ve aynı konuları konusuyordu. Ben ise bir hayalet gibi onu izliyordum uzaktan. ama herseyi çok net duyarak. Ona , onu sevdiğini söylediğinde uyandım..

Kahvem bitmisti , kahvaltı yapıp dısarı çıktım. Okula gittim. Cafeye gittim. Ve simdi evdeyim. Uyumaya korkuyorum..

14.gün. Uyandım ve yatağımın hemen başındaki komodinin üstünden sigaramı alıp yaktım. ilk nefesten sonra gözlerimi açıp yataktan çıktım , kahve için kettle'a koyduğum suyun kaynamasını beklerken elimi - yüzümü yıkadım. Kahvemi alıp odama geçtiğimde bu kez Araz orada , yatağımın üstünde oturmuş , gözlerime bakıyordu.. Elimden düşen kahve kupasına baktım isteksizce.. Bakışlarım yeniden yatağa uzandığında , yatak boştu.. Okkalı bir küfür savurdum kahve kupama..
Günün geri kalanı odayı temizlemek ve uyumakla geçti..

Bugün tam 35 gün oldu bütün bunlar başlayalı.. Ve artık şikayet etmem gerekiyormu , yoksa mutlumu olmalıyım bilmiyorum.. Her sabah yatağımda onunla uyanıyorum artık , her dakika o yanımda.. Ağlasam ağlıyor benimle , gülsem gülüyor.. Canım sıkılsa ilk o farkediyor , ilk o yardıma koşuyor başımı belaya soktuğumda..

Buna anlam veremiyor etrafımdakiler.. Hastasın sen diyorlar. Bizi yeniden ayırmak istiyorlar ama olmuyor. Buna izin veremem ben.. Bir kez daha kaybedemem.. Bu böyle olmayacak. Birşeyler yapmalı..

Istanbul'a ağıt.

Bugün İstanbul'un ölüm günü.
İstanbul yok artık , sokak aralarında ölümler yok.
Çürümüş bedenlerin kokusu , çürümüş zihinlerle yoğrulmayacak artık.
Eylül sabahı kuruyan yapraklar gibi kurudu bu şehrin yosunları..
Ve artık üstüme üstüme gelmiyor cellat'tan bozma insanları.
Kir-pas içinde geçen günlerim , ellerimin kiri , gözlerimin acısı.
Ve yol kenarlarına çıkmıyor artık o eskici piç'in bacısı.
Her yer bayram yeri , her yerde koşup oyunlar oynayan çocuklar.
Ve bilmiyorlar ki bir şehrin ölümünü kutluyorlar..
İstanbul yok artık , Fatih'in İstanbul'dan olma kızı üsküdar artık öksüz ,
onu kötü yollara düşürmek için nöbet bekliyor kadın satıcıları..


Bitiyor çekilenler , yaşananlar bir bir unutulup gidiyor artık ,
Öylesine yorgun'um ki , olduğum yere çöküyorum her satır arasında ,
Gözlerimde yılların birikimi küf kokulu yaşlar ,
Dudağımda yaşanmışlıkların getirisi ağdalı küfürler var şimdi.
Ve ben gitmeye yol yapıyorum İstanbul'u , ölmeye silah..
Ölüme hazır bir kent burası , dört yanı gök karası..

İsterdim'li geçmiş zaman kipi..

Anlatamıyorum..
Bu sefer yetmiyor ne tek bir kelime , ne milyonlarcası..
Hayatımın en büyük keske'sine dönüşüyor düşüncelerim.
Keşke! Zihnimi okuyabilseydin.

Her hücrem yanıp tutuşuyor aklıma vuruşlarında.
Soğutuyorum bedenimi gözyaşlarımla.
Adın bile ağır geliyor yorgun yüreğime , dokunmak ölüm.
Ve bu gidişin önsöz'ünde ,
birkez olsun teninin içinde kaybolamayışıma yanıyorum.!

Birde bunları sana söyleyemeyişime.
Oysa herşeyi düşünmüştüm..
''Istiyorum ulan!'' diyecektim. ''Istiyorum seni.
Deliriyorum hatta''..

Benim olmalıydın..
Istiyorum ulan tenine her dokunuşumda ,
karşına geçip yüzüne bakışlarımda hüngür hüngür ağlamayı.

Diyecektim bunları..
Yetmedim.
Birkez daha.
Keşke! Zihnimi okuyabilseydin.

Istanbul'dan kaçış.

İstanbul'u terk ediyorum.
Sokaklarında attığım her adımın ruhuma kara lekeler bıraktığı bir sehirde yasamaktan kurtuluyorum..
Ama korkuyorum..
Her an olduğum yere çöküp kalabilirim.. Ve korkuyorum.. Vücudum yere düstüğünde yanımda olacak kimseyi bulamamaktan.. Çünkü bilmiyor insanlar..
Aylardır bir ekran koruyucunun arkasına saklanıyorum.. İnsanlara oyunlar oynuyorum.. Ama en kötüsü ne biliyormusun..?
Yanımda , yakınımda olan insanlara 'ben iyiyim'cilik oynamak. Yoruyor beni..
Birkaç gün içinde son adımlarımı atacağım bu sehirde.. Son kez kirleneceğim.. Ve son bir kez deliliğimi haykıracağım bütün sehre..

Sonrası huzur. Sonrası , ben.