4 Ağustos 2010 Çarşamba

Istanbul'a ağıt.

Bugün İstanbul'un ölüm günü.
İstanbul yok artık , sokak aralarında ölümler yok.
Çürümüş bedenlerin kokusu , çürümüş zihinlerle yoğrulmayacak artık.
Eylül sabahı kuruyan yapraklar gibi kurudu bu şehrin yosunları..
Ve artık üstüme üstüme gelmiyor cellat'tan bozma insanları.
Kir-pas içinde geçen günlerim , ellerimin kiri , gözlerimin acısı.
Ve yol kenarlarına çıkmıyor artık o eskici piç'in bacısı.
Her yer bayram yeri , her yerde koşup oyunlar oynayan çocuklar.
Ve bilmiyorlar ki bir şehrin ölümünü kutluyorlar..
İstanbul yok artık , Fatih'in İstanbul'dan olma kızı üsküdar artık öksüz ,
onu kötü yollara düşürmek için nöbet bekliyor kadın satıcıları..


Bitiyor çekilenler , yaşananlar bir bir unutulup gidiyor artık ,
Öylesine yorgun'um ki , olduğum yere çöküyorum her satır arasında ,
Gözlerimde yılların birikimi küf kokulu yaşlar ,
Dudağımda yaşanmışlıkların getirisi ağdalı küfürler var şimdi.
Ve ben gitmeye yol yapıyorum İstanbul'u , ölmeye silah..
Ölüme hazır bir kent burası , dört yanı gök karası..

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder